shutterstock_1228198639-040420221529.png

Çocuklarımızı Kötü Arkadaşlardan Nasıl Koruruz?

  • 04.04.2022
  • 4 dakika
  • 99 Okunma
  • 0 Yorum
  • 5 Puan

Eğer bir ilişkide iki taraf da kendini, kendisi kadar diğerinin iyiliğinden ve mutluluğundan da sorumlu hissediyorsa ilişkilerin sihirli denklemi çözülmüş demektir. Bu sebeple, çocuklarınıza onlara saygı duyan, yerine getirmesi imkânsız şartlar sunmayan, hem ellerinden gelenin en iyisini yapmalarına izin veren hem de zor zamanlarında yanlarında olan bir arkadaşları olduğunda kendilerini iyi hissetmelerinin nedeninin o arkadaşla hiç kavga etmemeleri veya birbirlerine çok benzemeleri olmadığını açıklayın. Bunun nedeni, zevk aldıkları karşılıklı saygı ve eşitlik sözleşmesinin onları bu ilişkide iyi arkadaşlar haline getirmesidir.

Çocuklarımızı Kötü Arkadaşlardan Nasıl Koruruz?

Çocuklarımız küçük yaşta sosyal çevreye atılırken evde akıllarına işlenmiş özel bir mantıkla hareket ederler. Bu mantık başka evlerde olan bambaşka mantıklarla karşılaşacaktır. Bu sosyalleşme süreci heyecan vericidir, büyüleyicidir, acı verici, memnun edici ve en çok da kaçınılmazdır. Sosyalleşme çocuklarımızın karşılaşacağı en karmaşık mevzulardan biridir.

Bu sosyal ormanda güzellik ve gölge var, avcılar ve bir özgürlük duygusu var; tatlı meyveler ve zehirli mantarlar var ve çocuklarımızın bu ormanı deneyimlemesi ve öğrenmesi gerekiyor. Sosyal öğrenme süreci adım adım gelişir ve birçok ince çizgiye sahiptir. Bu sayede orman onları yenemeyecek, bu süreci atlatacaklar. Bizim işimiz filmi onlar için seslendirmek ve orada girdikleri etkileşimleri duygusal dile çevirmektir. Örneğin, “Bir çocuğun sana yapmak istemediğin bir şeyi yaptırmak istemesi hoş bir şey değildir. Bir taraftan hayır demek istemiyorsun ama öte yandan da kalbin sana bunu yapmak istemediğini söylüyor. O zaman ne yapacaksın?”

Bir çocuk bizimkini incittiğinde onunla etkileşimde bulunmasını yasaklamak (“Artık onunla görüşmeyeceksin,” gibi) veya çocuğumuzun kişiliğine uymayan tavsiyelerde bulunmak (“Ona bundan sonra kendisiyle oynamayacağını söyle,” gibi) çocuğu su kaynağı olmadan ormanda bırakmak gibidir. Ormandaki hayatta, verdiğimiz nasihatlerle çocuğumuzun kişiliği arasındaki boşlukta bazı sorunlar oluşabilir. “Eğer annemle babam bu çocukla oynamamı istemiyorsa, ama bence beni incitmediği zamanlar onunla oynamak eğlenceli ise annemlere onunla oynadığımı ya da beni rahatsız ettiğini söylemem olur biter,” gibi.

Ebeveynlik yolunda sık sık geleceğe dair önsezilere yakalanırız. Çocuk anaokulundadır ama biz şimdiden evlilik hayatını düşünmeye başlarız. İlk başlarda kendisine fayda sağlayan arkadaşlıklarla hoş olmayan arkadaşlıkları ayırt etmekte zorlanabilir ama bu beceriyi edinmek için gidecek uzun bir yolu var. Ormanı deneyimlemeye ve öğrenmeye devam etmeli. Duygularının anlatıcısı olarak sunduğumuz ses çok gergin ya da fazla korumacı olmamalı ama tehlikeleri baştan da savmamalı.

Anlattığınız hikâye, karşı karşıya kaldığı durumları olduğu gibi açıklamalı ve öğrenme sürecinde ona eşlik etmelidir. Sırf bir çocuğu sevmediniz diye çocuğunuzu ondan uzaklaştırmayın. Çocuğunuz böyle bir çocukla karşılaştığı ve bir başkası üzerinden kendiyle ilgili bir şeyler öğrenebildiği için minnettar olun.

Kıyamet alametlerini bir kenara bıraktığınız zaman çocuğunuzun filmini daha iyi anlatabilir ve onun için durumları bulanıklaştırmak yerine netleştirebilirsiniz. Çocuklarınız kendileri için doğru olmayan durumları fark ettiğinde veya cesaretle fikirlerini söylediğinde ya da başkasının yararına esneklik gösterdiğinde onları yüreklendirin. Bu, sizi yargılayıcı biri olarak görmemelerine ve karmaşık deneyimlerini paylaşmalarına yardımcı olur: Sınıftaki en sıradan çocukla iyi arkadaş olma (çünkü biraz inektirler), sınıfın ikinci kraliçesi ile olma (çünkü gerçekten kraliçe olmak için uygun değillerdir) veya daha zayıf biriyle (kendilerini daha güçlü hissetmek için) kavga etme, isteklerini kabul edebileceğinizi bilirler. Kendilerini daha iyi tanımaları ve sosyal alanda, yani ormanda güvenle hareket edebilmeleri için bu tür deneyimlerden defalarca geçmeleri gerekir.

Onları başkalarıyla ilişki kurmaları için cesaretlendirebilirsiniz. İşte size akılda tutmaya değer, büyüleyici ve saf bir teori:

Eğer bir ilişkide iki taraf da kendini, kendisi kadar diğerinin iyiliğinden ve mutluluğundan da sorumlu hissediyorsa ilişkilerin sihirli denklemi çözülmüş demektir. Bu sebeple, çocuklarınıza onlara saygı duyan, yerine getirmesi imkânsız şartlar sunmayan, hem ellerinden gelenin en iyisini yapmalarına izin veren hem de zor zamanlarında yanlarında olan bir arkadaşları olduğunda kendilerini iyi hissetmelerinin nedeninin o arkadaşla hiç kavga etmemeleri veya birbirlerine çok benzemeleri olmadığını açıklayın. Bunun nedeni, zevk aldıkları karşılıklı saygı ve eşitlik sözleşmesinin onları bu ilişkide iyi arkadaşlar haline getirmesidir.

Çocuklarınızın sizi dinlemeye hevesli olması için cesaretlendirici sözler söyleyin. “Tabii ki seni kırdı. Daha dur, bu daha başlangıç. Yaşaya yaşaya öğrenirsin,” demek yerine “Üzgün olduğunda bunu anlayarak yanında duran bir arkadaşının olması harika bir şey,” ya da “Arkadaşına bunu aslında yapabileceğin halde onunla birlikte taş atmak istemediğini söylediğin için sana gerçekten saygı duyuyorum, demek ki kendini ona hayır diyecek kadar güvende hissediyorsun,” diyerek sempatinizi güçlendirecek şekilde konuşabilirsiniz. Böylesi anları asıl önemli olan şeyleri açıklamak için kullanabilirsiniz. Ve hayır, mesele ayaküstü iki çift laf etmek değildir. Bunlar günlük paylaşımlarınızın bir parçası olarak söylenmelidir. Kendi sosyal deneyimlerimizi paylaşmak ya da dolaylı bir yoldan onları cesaretlendirmek, en rahatsız edici sosyal etkileşimlerde bile doğru şeyi yapacakları yeri sağlam bir şekilde kavradıklarını göstermeye yardımcı olur.

Önemli şeyler listesinde vurgulayabileceğiniz noktalar şunlardır:

  • Sürekli eleştiren insanlar sana layık değildir. Çok fazla eleştiri içeren bir ilişkiye kendini kaptırma. Bunlar zamanla birikir ve rahatsız edici bir hal alır.
  • Eğer biriyle arkadaşsan ve etrafındaki herkes -sırf ailen değil, diğer arkadaşların da- nasıl gittiğini merak ediyorsa, iyi düşün. Bu kadar merak etmelerinin bir sebebi olabilir.
  • Eğer biri seninle arkadaş olmaya senin kadar istekli değilse bunu bir sinyal olarak düşün.
  • Eğer arkadaşın seninle yalnızken iyiyse ama başka çocuklar geldiğinde davranışı değişiyorsa bu çok kafa karıştırıcı ve aşağılayıcı olabilir. Kendine arkadaşının davranışını değiştiren şeyin ne olduğunu ve bu tarz bir davranışın seni ona yakın hissettirip hissettirmediğini sor.
  • Bazen, yalnız kalma korkusu (özellikle de ergenlikte) sana layık olmayan insanları yanında tutmana sebep olabilir. Biz sana müdahale etmeyeceğiz ya da senin yerine seçim yapmayacağız ama verdiğinden daha az aldığın bir ilişkide kalmana sebep olan durumlara dikkat et. Sırf yalnızlıktan kaçınmak için sürekli aşağılandığını hissettiğin bir ilişkide olmaya değmez. Ayrıca, bu senin yeni, heyecan verici ve ilginç ilişkiler kurmanı engeller. 
  • İlişkiler zaman ister.
  • Farklı türden arkadaşlıkların olabilir. Beraber dışarı çıkabileceğin, moralin bozukken arayabileceğin, birlikte sınavlara çalışabileceğin farklı farklı arkadaşların olabilir. Her bir arkadaşlığında senin için doğru şeyleri, başkalarının söylemesine asla izin vermeyeceğin şeyleri ve öyle olsun istemesen bile başına geldiğinde başa çıkabileceğin şeyleri bulabilirsin.

Einat Nathan (Bu yazı yazarın “OLMAK İSTEDİĞİM EBEVEYN BÜYÜTMEK İSTEDİĞİM ÇOCUK?” adlı kitabından alınmıştır.)