Adsız tasarım (12)-170320221103.png

İnsan Ne İle Yaşar/Öğretmen Okuma Kılavuzu

  • 17.03.2022
  • 13 dakika
  • 101 Okunma
  • 0 Yorum

Buradaki okuma kılavuzumuzla öğrencilerinizle birlikte, klasik eserlerden İnsan Ne İle Yaşar'ın incelemesini yapabilirsiniz.

Eser Hakkında

Tolstoy, İnsan Ne İle Yaşar’daki tüm hikâyelerinde insanın özünde iyilik olduğunu vurgular. Şeytan ve meleği temsil eden karakterleri hikâyelerinde kullanarak, insanın er ya da geç iyiliğin peşinden gidebileceğini anlatmak ister.

Anna Karenina, Diriliş, Savaş ve Barış gibi etkileyici eserler yayımladıktan sonra, hikâyeleriyle insanlara iyiliğin mesajını vermeye çalışması elbette tesadüf değildir. Tolstoy, genç yaşında döneminin önemli yazarlarının ilgisini çekmiş, onların arasına katılmıştı, fakat aslında aklını her an kurcalayan birçok soruyla beraberdi. “Evleninceye kadar, akıl ve mantıkla uyuşmayan bu hayatı yaşayıp gittim” demesi boşuna değildi. Çünkü hayatından memnun olmamasının sebepleri vardı. Tolstoy’un İnsan Ne İle Yaşar’ı nasıl bir ruh hâlindeyken yazdığını, bu hikâyeleri yazmasına zemin hazırlayan etkenleri anlamanın yolu, işte bu sebepleri bilmekten geçer.

Tolstoy, evlenmeden önce yabancı ülkeleri gezme fırsatı bulmuş, Avrupa kültürünün seçkin düşünürleri ile sohbet etmişti. Bu ziyaretlerden gördü ki; onların da tıpkı kendisi gibi ilerlemeye olan inancı tamdı. “Nasıl daha iyi yaşayabilirim?” diye kendine soruyor, daha sonra, “İlerlemeye uygun hareket ederek.” diye cevaplıyordu bu soruyu. Ta ki, ilerlemeye olan inancının boş bir inanç olduğunu kavrayana kadar… Paris’te bir insanın idam edilmesine şahit olmasıyla ilerleme konusundaki fikirlerine artık itibar etmemeye başlamıştı. Çünkü ona göre, varlığın ve ilerlemenin hiçbir teorisi bu cinayeti haklı çıkaramazdı. Genç yaşta hastalanan kardeşinin niçin yaşadığını anlamadan ölmesi ise Tolstoy’a ilerleme inancını sorgulatan ikinci olay oldu. Tolstoy, tüm bu düşüncelerini “şüphelerimin dağınık hâli” olarak yorumladı. Tolstoy, bu düşüncelerini zihninin bir kenarında saklı tutuyordu. Şüpheleri devam etse de, en azından bir süre daha eski hayatını sürdürmeye devam etmeliydi. “Her şey gelişiyor ve ben de gelişiyorum; her şeyle birlikte benim de niçin geliştiğim, ileride ortaya çıkacaktır.” Tolstoy, ilerlemeye olan inancını sorguladığı dönemde inancını böyle ifade ediyordu.

Anlaşılan, şüphelerinin peşinden gitmekten vazgeçmeyecekti. Tolstoy, bir köy okulu kurmayı düşündü. Böylelikle ilerleme adına çaba gösterecek; insanları eğitecekti. Daha sonra bu isteğinin öğretme arzusunu yerine getirmekten başka bir işe yaramadığını fark etti. Kurduğu okulda daha iyi eğitim verebilmek için, yurtdışına çıkan Tolstoy, Rusya’ya döndüğünde artık çok bilgiliydi. Fakat bu huzuru da uzun sürmedi. Ne Yasnaya Polyana Okulu ve bu okuldan hareketle çıkardığı dergi, ne de sulh hâkimliği görevi onu memnun etti. Tolstoy’un bunalımlı dönemleri de bu şekilde başladı. Karısı Sonya’yla 1862’de evlendi, aile olmanın mutluluğu onu bir dönem sakinleştirse de, “Hayatın anlamı nedir?”, “Niçin yaşıyorum?”, “Niçin çalışıyorum?” soruları Tolstoy’u rahat bırakmadı. Hatta 50’li yaşlarında intihar etmeyi bile düşündü. Peki, Tolstoy bu bunalımlı dönemleri nasıl atlatmıştı? O, bu kurtuluşunu şöyle ifade etmişti:

“Erken gelmiş bir bahar günü, ormanda yalnızdım, ormanın seslerini dinliyordum. Son üç yıldır süregelen çırpınmalarımı, Tanrı’yı arayışımı, sürekli bir biçimde sevinçten umutsuzluğa sıçrayışlarımı düşünüyordum… Birden, ancak Tanrı’ya inandığım sıralarda yaşadığımı anladım. Sırf onu düşünmekle bile, yaşamın sevinçli dalgaları kabarıyordu benliğimde. Çevrede her şey canlanıyor, her şey bir anlam kazanıyordu. Ama Tanrı’ya inanmamaya başladım mı yaşam duruveriyordu.”

Tolstoy, intihardan ve bunalımdan inancı sayesinde kurtulduğunu, her bakımdan en eskiye, çocukluk ve gençlik yıllarının görüşüne döndüğünü söyler.

Eserde Kim Kimdir?

Simon: Ailesini zor geçindiren bir ayakkabıcıdır. Yolda gördüğü muhtaç bir kişiyi evinde misafir edecek kadar yardımsever, kalan son ekmeğini onunla paylaşacak kadar iyi kalplidir.

Matryona: Simon’un karısıdır. Sahip olduğu tek ceketini Simon’la paylaşmıştır. Eve gelen misafir yüzünden başta kocasına çok öfkelenmiştir. Daha sonra ise misafire acımış, onu tanımaya çalışmıştır.

Michael: Simon ve karısının evinde misafir ettiği yabancıdır. Daha sonra üç günde Simon’dan çizme dikmeyi öğrenir ve Simon’un kalfası olur. Sürekli, “Beni Tanrı cezalandırdı” der. Hikâyede meleği temsil eden kişidir.

Ekselans: Simon’dan bir çift çizme yapmasını isteyen, onu ve kalfasını küçümseyen zengin kişidir. Çizmelerin kaliteli olmaması durumunda, Simon’u hapse attıracağını söylemiştir.

Fedka: Ekselans’ın uşağıdır. Efendisinin öldüğü haberini Simon ve kalfasına haber veren kişidir.

İyi giyimli bayan: İki kız çocuğunu evlat edinmiş yardımsever kişidir. Yanında iki kız çocuğuyla Simon’un kulübesine gelir ve çocuklar için deri ayakkabı diktirmek ister.

Kral: Giriştiği her işte başarılı olmak için aklındaki üç soruya cevap arayan kişidir. Bu sorulara cevap veren kişiyi ödüllendireceğini söylemiştir.

Bilge: Kralın, sorularına cevap bulmak için ziyaret ettiği kişidir. Ormanda bir kulübede yaşar ve ormanın dışına hiç çıkmaz. Kral’ın sorularının cevabını öğrenmesini sağlar.

Yaralı adam: Kral’dan intikam almak için onun peşine düşen kişidir. Başta Kral’a düşmandır ve onu öldürmek ister. Fakat Kral, ona yardım edince bu amacından vazgeçer.

Pahom: Toprak sahibi olmadan önce, kanaatkâr bir kişidir. Eline toprak geçince ise, elindekiyle yetinmemiş, sürekli daha fazla mal sahibi olmak istemiştir.

Kız kardeş: Pahom’un karısıdır. Fakir bir hayat sürmesine rağmen köy hayatının, şehirdeki hayattan daha rahat olduğunu düşünür, hayatından memnundur.

Abla: Bir tüccarla evli olan ve şehirde yaşayan kişidir. Rahat bir hayat sürer ve devamlı şehir hayatını över. Kız kardeşini ve ailesini küçümser.

Kâhya: Köydeki toprakların sahibi olan hanım için çalışan kişidir. Köylüleri, ödettirdiği cezalarla sıkıntıya sokar. Pahom da onun yüzünden sürekli sıkıntı çeker.

Komşu Simon: Pahom’un ağaçlarını kestiğinden şüphe ettiği kişidir. Pahom, onu mahkemeye verir, fakat suçu işlediğine dair bir delil bulunamaz.

Yabancı: Pahom’un yolda karşılaştığı ve evinde misafir ettiği kişidir. Pahom’a Volga Nehri’ne giderek çok toprak sahibi olabileceğini söyler. Hikâyede şeytanı temsil etmektedir.

Tüccar: Bir yolculuktayken, Pahom’un çiftliğinde mola veren kişidir. Pahom’a Başkırların topraklarına gitmesini öğütler. Hikâyede şeytanı temsil etmektedir.

Başkırların reisi: Pahom’a toprak sahibi olabilmesi için bir fırsat veren kişidir. Hikâyede şeytanı temsil etmektedir.

Ivan Dmitrich Aksyonof: Genç bir tüccardır. Karısının yolculuğa çıkmaması konusundaki ısrarına aldırmamış, yolculuk sırasında başı derde girmiştir. Bir tüccarı öldürmekle suçlanır.

Ryazanlı tüccar: Aksyonof’un öldürdüğü düşünülen tüccardır.

Polis şefi: Cinayet soruşturmasını yürüten kişidir. Tüccarı, Aksyonof’un öldürdüğünü düşünmüş, onun hapse girmesine sebep olmuştur.

Makar Semyonitch: Tüccarı öldüren kişidir. Aksyonof’la hapiste karşılaşmasına rağmen uzun süre suçunu itiraf etmez. Aksyonof’un yıllarca suçsuz yere hapis yatmasına sebep olur.

İvan Stcherbakof: Yaşadığı köyün en çalışkan adamıdır. Hasta babası ve ailesiyle huzurlu bir yaşam sürerken küçük bir anlaşmazlık yüzünden komşusuyla aralarında bir düşmanlık başlar.

Gabriel: İvan’ın kavga ettiği komşusudur. Kavga sırasında sakalından bir avuç kıl kopardığı için İvan’ı mahkemeye şikâyet eder. Bu ilk kavgadan sonra İvan ve Gabriel, birbirlerini sürekli dava ederler. Her ikisi de, davranışlarıyla düşmanlığın artmasına sebep olur.

Trol: İvan’ın astım hastası babasıdır. Oğlunun, Gabriel ve ailesine düşmanlık beslemesine razı gelmez. Bu düşmanlığın bitmesi için ne kadar uğraşsa da kimseye lafını dinletemez.

Gelin: İvan’ın gelinidir. Tavuğunun Gabriel’in bahçesine kaçtığını düşünür ve onun annesini suçlar. İki ailenin arasındaki düşmanlığın başlamasına gelinin bu tartışması sebep olmuştur.

Taras: İvan’ın oğludur. Babasının komşusuyla düşman olması onu huzursuz eder.

Hiç Dikkat Ettiniz mi?

1. İnsan Ne İle Yaşar’da, beş hikâye bulunuyor. Tolstoy’un bu eserini dikkatlice okuduysanız, her hikâyede farklı karakter özelliklerinin öne çıktığını fark etmişsinizdir. Mesela “İnsan Ne İle Yaşar?” isimli hikâyede ayakkabıcı Simon, çok fakir olduğu hâlde yardımsever davranmış ve yolda gördüğü muhtaç birini evinde misafir emişti. Üstelik evinde misafire ikram edebilecek kadar ekmek bulunmadığı hâlde, Simon ekmeğini de misafiriyle paylaşmıştı. Yardımseverliği sayesinde hem misafir ettiği Michael’in kurtulmasını sağladı hem de yardımseverliğin önemini anladı. İşte diğer hikâyelerde de, bu örnekteki gibi iyi ya da kötü davranış biçimlerinin olduğunu göreceksiniz.

Eserdeki karakterlerin davranış biçimlerine dikkat ederseniz, yazarın hikâyelerinde vermek istediği mesajı anlayabilirsiniz.

2. Eserde, şeytan ve meleği temsil eden karakterler dikkatinizi çekmiştir. Tüccar, Başkırların reisi ve yabancı karakterleri şeytanı; Michael karakteri ise meleği temsil ediyordu. Yazar melek ve şeytanı temsil eden karakterleri hikâyelerinde kullanarak, bu hikâyelerle vermek istediği mesajı okurlarına daha kolay iletti.

📘 Özel Sözlük

Ekselans: Bakanlık ve elçilikten başlayarak cumhurbaşkanlığına kadar yükselen, yüksek makam sahibi yabancılara verilen şeref unvanı ve bu unvanı taşıyan kişidir.

Hamut: Araba atlarının boynuna takılan tahta halkadır.

Hububat: Arpa, buğday, çavdar, darı, mısır, pirinç, sorgum, yulaf ve benzerlerini içine alan tane yem grubuna denir.

Huşu içinde olmak: Allah’a boyun eğme, gönlü korku ve saygı ile dolu olma anlamına gelir.

Irgat: Tarım işçisidir.

İstavroz çıkarmak: Hristiyanların haç çıkarmasıdır. Haç, Hristiyanlığın simgesi kabul edilir.

Kımız: Kısrak sütünden yapılan bir içkidir.

Mera: Hayvanları otlatmaya elverişli, doğal veya yapay bir bitki örtüsü bulunan arazidir.

Mezura: Terzilerin ölçü almak için kullandığı alettir. Genellikle 1,5 metre uzunluğundadır.

Nadasa bırakmak: Üretim yapılan tarlanın, bir sonraki üretim dönemi için sürülerek dinlenmeye bırakılmasıdır.

Peni: Bir İngiliz Sterlini’nin yüzde birine denk para birimidir.

Rekolte: Tarım kesiminde bir üretim döneminde üretilen ürün miktarıdır.

Sundurma: Üstü kapalı balkondur.

Taahhüt etmek: Bir işi yapmayı üstlenmek anlamına gelir.

Tarh: Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yerdir.

Troyka: Rusya’da, üç atla çekilen kızak veya arabadır.

Vardela: 3 santimetre genişliğinde yumuşak kösele şerittir. Ayakkabı yapımında kullanılır.

Yazar ve Eser Hakkında

Adı: Lev Tolstoy

Doğum Tarihi Ve Yeri: 9 Eylül 1828, Yasnaya Polyana, Rusya İmparatorluğu

Ölüm Tarihi Ve Yeri: 20 Kasım 1910, Astapova, Rusya İmparatorluğu

Yaşadığı Yer: Rusya İmparatorluğu

Tanıyanlar Tolstoy’un hassas bir insan olduğunu söyler. Mesela Gorki, Tolstoy’u tek cümleyle en güzel özetleyen yazarlardan biridir. “Bu gözlerin içinde, Tolstoy’un yüz tane gözü daha vardır.” diyen Gorki’nin söylemek istediği Tolstoy’un samimiyeti ve içtenliğidir şüphesiz. Onunla ilk karşılaşanların hayal kırklığına uğramalarına şaşmamak gerek. Tolstoy, bu içtenliğiyle tanıştığı birçok insanı şaşkına uğratmış olmalı.

Yazar Stefan Zweig de Tolstoy hakkında çok yerinde bir tespitte bulunur ve şöyle der: “Yalnızca bu gözler sayesindedir ki, Tolstoy’un yüzü, bir dehanın varlığını açığa vurur.” Tolstoy’un hayat dolu bir hâli vardır. Bu hareketliliğin yanına yazıdaki başarısı eklenince onun kadar mutlu bir yazara rastlamak zordur. 70 yaşındayken, “Tenim hâlâ güçlü, hâlâ mücadele etmek zorundayım.” deyişinden Tolstoy’un hayattan beklentilerini anlamak hiç de zor değildir. Tolstoy, ciddi bir hastalık geçirmemiştir. Günde en az on saat çalışan bu dinç insanın yaptığı iş, bıkkınlık ve yorgunluk yüzünden hiç aksamamıştır.

Tolstoy, yaşadığı dönemde kendi halkının sorunlarına kayıtsız kalmadığı gibi, diğer halkların da özgürlük mücadelesine destek vermişti. İngiliz sömürgesi Hindistan ve Güney Afrika halklarını pasif direniş yöntemiyle sömürgecilere karşı yönlendiren Mahatma Gandhi’ye ölümünden iki ay önce 7 Eylül 1910’da uzunca bir mektup yazdı. Tolstoy, mektubunda Gandhi’nin “şiddetsiz direnişi” benimsemesini takdir etmiş, aşk yasası olarak tanımladığı öğretinin toplumun tüm sorunlarını çözeceğini belirtmişti. Mektupta, Güney Afrika’nın kuzeyindeki Transvaal’da yapılan eyleme destek verdiğini şu sözlerle ifade etti:

“Yaşadıkça - özellikle de ölümümün yaklaştığını açıklıkla sezdiğim şu sıralarda- yüreğime en keskin biçimde işleyen, bana işitilmedik derecede önemli gelen şeyler konusunda düşüncemi söylemek gereksinimini daha zorlu bir biçimde duyuyorum. Direnmezlik denilen şey, gerçekte yalancı yorumların şimdiye kadar bozamadığı Aşk yasası öğretisinden başka bir şey değil. Aşk, yani ruhların insanların kaynaşmasına, el ele vermesine yönelmesi, yaşamın üstün ve biricik yasasını oluşturur… Transvaal’daki eyleminiz, bizi fazlasıyla ilgilendirmektedir; bugün yeryüzünde gerçekleştirilen eylemlerin en önemlisidir; yalnız Hıristiyan halklar değil, bütün halklar katılacaktır bu eyleme.

Tolstoy’un Eserleri Hakkında

Roman Ve Hikâyeleri:

Çocukluğum: (1852) Tolstoy, ilk romanı Çocukluğum’u yazarken, çocukluk arkadaşlarından, kendi hayatından ve ailesinden ilham aldı. Çocukluğum ilk önce tek bir kitap olarak yayımlandı. Tolstoy, roman ilgi görünce İlkgençliğim, Gençliğim eserlerini de yazmaya karar verdi. İlkgençliğim 1854’te, Gençliğim ise 1856’da yayımlandı.

Sivastopol Serisi: (1855) Tolstoy’un üç hikâyeden oluşan serisidir. Tolstoy, serinin ilk hikâyesi “Sivastopol Aralık 1854”te Sivastopol şehrini anlatır. “Sivastopol Mayıs 1855”, ilk hikâyeden çok farklıdır. Tolstoy, yurtseverliği unutarak, savaşı eleştirir. Rus yazar Gogol, bu hikâyeyi okuduğunda, Tolstoy’un gerçeği tüm samimiyetiyle yazmasını övmüştür. Tolstoy, gerçeği yazmaya devam eder. “Sivastopol Ağustos 1855” isimli son hikâyesinde, savaşın acımasızlığına ve Rus halkı üzerindeki etkisine değinir.

Kazaklar: (1863) Kazaklar romanında, genç bir Rus aristokrat olan Olenin’in Kazak yaşamıyla tanışması, bir Kazak kızına âşık olması anlatılır. Tolstoy romanında, dönemin Rus aristokrasisi ve Rus şehir yaşamını da ele almıştır.

Savaş ve Barış: (1869) Savaş ve Barış, Napolyon döneminde yaşanan Rusya ve Fransa arasındaki savaşı konu alır. Savaş ve Barışta 1800’lerin ortalarında Rusya’nın içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar, saray yaşamı, Rus halkının kentlerde, köy ve kasabalarda, büyük çiftliklerde sürdürdüğü hayat ve dönemin önde gelen kişileri anlatılır. Romanda 500’den fazla karakter bulunur. Tolstoy, yedi yıl gibi uzun bir zaman diliminde yazdığı Savaş ve Barış’ta dönemin tarihi olaylarını detaylıca anlatır. Bu yüzden roman, önemli bir belge niteliğindedir.

Anna Karenina: (1877) Rus aristokrasisine mensup Anna Karenina, romanın ana karakteridir. Tolstoy, Savaş ve Barış adlı eserinden sonra en çok ilgi gören bu romanında, Rusya’yı ve dönemin aristokratlarını doğru yönleriyle yansıtarak, bir Rus ailesinin hayatına tanıklık etmemizi sağlar. Tolstoy için bu romanı bitirmek kolay olmadı. Anna Karenina, daha bitmeden onu sıkıyordu. Bir gazetede bölüm bölüm yayımlanan eser için Tolstoy bir mektubunda, şöyle demişti: “Şimdi gene can sıkıcı ve bayağı Anna Karenina’ya girişiyorum. Biricik isteğim bir an önce bitirmek.” Tolstoy’un bu ruh hâlinde bulunmasının sebebi, çok sevdiği üç kişinin vefat etmesiydi. 18 Kasım 1873’te bir çocuğuna, 20 Haziran 1874’te Tatyana Halası’na, 1875 Kasım’nın sonunda da diğer çocuğuna veda etti.

İvan İlyiç’in Ölümü: (1886) Tolstoy İvan İlyiç’in Ölümü’nde iyi bir hayat yaşadığını zanneden bir adamın, ölümün yaklaştığını anladıkça yavaş yavaş aslında yaşamamış olduğunu fark edişini anlatır. Hikâyeye ilişkin fikir Tolstoy’un aklına, 1881’de Tula Mahkemesi’nde yargıçlık yapan İvan İlyiç Meşnikov’un öldüğünü duyduğunda gelmiştir. Tolstoy daha sonra Meşnikov’un kardeşinden olayın ayrıntılarını öğrenmiştir.

Kroyçer Sonat: (1889) Tolstoy, Kroyçer Sonat’la “müzikal roman” türünün ilk örneğini verdi. Beethoven’in aynı adlı parçasından esinlenerek yazdığı romanda, bir adamın kıskançlık duygusu yüzünden başına gelen olayları anlatır.

Efendi ile Uşağı: (1895) Efendi ile Uşağı, Tolstoy’un farklı dönemlerde yazdığı üç hikâyeden oluşur. Tolstoy, esere adını veren “Efendi ile Uşağı” adlı hikâyesinde sevgi ve şefkatin insanlık için kurtuluş yolu olduğunu vurgular.

Sergi Baba: (1898) Sergi Baba, beş öykü içerir. Kitaba adını veren “Sergi Baba” adlı öyküde, gecesini gündüzünü ibadetle geçiren, fakat nefsanî duygulardan arınamamış bir rahibin kişiliğini sorgulaması anlatılır. Tolstoy, kitaptaki “Baskın” ve “Orman Kesimi” isimli öyküleri ise, orduda görev yaptığı zaman yazdı. Bu öykülerle savaşa karşı olduğunu anlatmak istedi.

Diriliş: (1899) Diriliş’te genç ve yakışıklı bir soylu olan Prens Nehludov’ın hizmetçi kızı Katyuşa Maslova’yla yaşadığı aşk anlatılır. Tolstoy, bu romanıyla toplumsal eşitsizliği, üst sınıfların kalpsizliğini, Çarlık Rusyası’nın acımasız bürokrasisini eleştirir. Aynı zamanda vicdan azabını, insanın fıtratını ele almıştır. Tolstoy Diriliş’i, geçirdiği ruh ve inanç buhranının ortasındayken yazdı.

Hacı Murat: (1912) Roman, Hacı Murat’ın bir askeri plan gereği Ruslara teslim olması ve onlarla anlaşmış gözükerek Şeyh Şamil’e karşı bir harekete komutanlık etmesiyle başlar. Hacı Murat’ı, Kırım Savaşı izlenimlerinden yararlanarak yazan Tolstoy, 1896-1904 yılları arasında yazdığı romanını yayımlatmama kararı almıştı. Yazarın daha önce yayımlanmamış eserleri, ölümünden iki yıl sonra üç ciltte toplanmıştı. Hacı Murat da bu eserlerin arasındaydı. Fakat sansürlenmişti. Tolstoy’un öğretisini benimseyen Vladimir Çertkov, romanın tam metninin basılmasını sağladı. Eser, tam metniyle Rusya’da ancak 1917’de yayımlanabilmiştir.

Diğer Eserleri

Tolstoy’un diğer eserlerinden bazıları şunlardır: Vasili Baba, Çıkış Yolu Nerede, Tek Çare, Köyde Üç Gün, Ahlak Konuları Üzerinde Çocuklarla Konuşmalar, İnsanlar Niçin Sersemleşiyor, Evlilik Mutluluğu, İki Süvari, Halk Eğitimi Üzerine, Popüler Eğitim, Eğitim ve Öğretim Programları ve Danışmanlığın Tanımı, Bir Okuma Kitabı, Yeni Bir Okuma Kitabı. İtiraflarım, Hz.Muhammed, İlk Hatıralar, Sevginin Talebi ise Tolstoy’un günlük türünde yazdığı eserlerdir. Dikkat çeken eserlerinden biri de, Sanat Nedir adlı eseridir. Tolstoy, 1882’den beri kafasında tasarladığı bu eserini 1898’de yayımlar. Eserinde çıkarcı olduğunu düşündüğü kesimlerin sanat anlayışını eleştirir. Tolstoy, din ve ahlak konusunda da oldukça fazla eser yazdı.

Düşündürücü Sorular

1. Matryona, eve gelen misafiri neden istemedi ve ona kötü davrandı?

2. Matryona’nın Simon’un eve getirdiği misafire ne kadar öfkeli davrandığını okudunuz. Matryona karakterini göz önüne alarak öfkenin insanı nasıl bir hâle getirdiğini değerlendirir misiniz?

3. “Üç Soru” hikâyesinde Kral, merak ettiği soruların cevabını hangi karakter özelliği sayesinde öğrendi?

4. Kral ve yaşlı adamın barışmasını sağlayan hangi davranış şekliydi? Birbirlerine nasıl davrandılar?

5. “İnsana Ne Kadar Toprak Lazım” hikâyesinde Başkırlar, Pahom’a toprak verip vermemek konusunda bir karara varmak için neden reislerine danıştılar?

6. Pahom, hayatından memnun bir şekilde eşiyle yaşıyorken, mutsuz olmasına sebep olan ilk hangi olaydı?

7. Sizce Pahom’un mutlu ve huzurlu yaşamaya devam etmesi için ne yapması gerekirdi?

Karşılaştırma Soruları

1. “Üç Soru” hikâyesinde Kral, Bilge Adam’a ve düşmanına merhamet etmeseydi ne olurdu? Yardımsever olduğunda ne kazandı?

2. Ayakkabıcı Simon ile Pahom karakterini kişilik özellikleri açısından karşılaştırır mısınız?

3. “Tek Bir Kıvılcım Tüm Evi Kül Eder” hikâyesinde Troy ve komşusu Gordey iyi anlaşıyorlardı. Fakat ailelerin başına oğullar geçince iki aile birbirine düşman oldu. Troy ve Gordey’in komşuluk ilişkisi ile çocuklarınkini karşılaştırır mısınız?

Etkinlikler

1. Kitaptaki tüm karakterler, bazı özellikleri sayesinde mutlu oldu, bazı davranışları yüzünden de mutsuz oldu. Kim neden mutlu oldu, kim neden mutsuz oldu? Tespit edebilirsiniz.

2. Yazar, hikâyelerin hepsinde farklı iyi ya da kötü karakter özelliklerini ön plana çıkardı. Yazarın beş hikâyede bize anlatmak istediği nedir?

3. “İnsan Ne İle Yaşar?” hikâyesindeki yardımseverlik örneklerini düşünüp, yardımseverliğin önemini anlatır mısınız?

Kaynakça

Düz, Orhan, Tolstoy- Hayatı, Eserleri Üzerine Makaleler, Aforizmalar, Kaknüs Yayınları, İstanbul 2002

Romain, Rolland, Tolstoy’un Yaşamı, (Çev. Tahsin Yücel), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 1995

Suarez, Andre, Üç Ölümsüz: Tolstoy / Baudelaire / Cervantes, (Çev. Tahsin Yücel), Hece Yayınları, Ankara 2007

Tolstoy, Lev Nikolayeviç, İtiraflarım, (Çev. Orhan Yetkin), Kaknüs Yayınları, İstanbul 2005

Troyat, Henri, Lev Tolstoy, (Çev. Canan Özatalay, Işık Ergüden), İletişim Yayınları, İstanbul 2010

Tuncer, Selahattin, Tolstoy: Yaşam Öyküsü & Savaş ve Barış, (Yay. Haz. Hale Özışıklı), İstanbul 2004

Zweig, Stefan, Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar: Casanova, Stendhal, Tolstoy, (Çev. Gülperi Sert), Türkiye İş Bankası Yayınları, Ankara 2004

 

Daha fazla kitap için tıklayınız.