shutterstock_1034738296-011120211111.png

Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi

  • 01.11.2021
  • 3 dakika
  • 266 Okunma
  • 0 Yorum

Daha bebekliğinden itibaren kendini rahatlıkla yetişkinlerin eline bırakan bebeğin ilerleyen yıllarda bedeninin farkına varması ve çevresindeki yetişkinlerden ayrı bir birey olduğunu hissetmesi gerekir.

Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi

Çocukların mahremiyet eğitimi asla sadece nasihatle veya korkutmalarla tamamlanamaz. Çocukların kendi bedenlerine yönelecek tehlikelerden kurtulabilmeleri ve korunabilmeleri için verilmesi gereken mahremiyet eğitimine “Temel Davranış Refleksi” denir. “Temel Davranış Refleksi”ni eskiler “utanma-hayâ duygusu” olarak da tanımlarlar. Ancak üzülerek belirtmek gerekirse günümüz anne-babaları kendi çocukları açısından hayati önem taşıyan Temel Davranış Refleksi’ nin nasıl kazandırılacağı konusunda yeterince bilgi sahibi değiller.

Çocuk, bedenine yönelen anormal davranışın ne anlama geldiğini bilmese dahi ciddi rahatsızlık duyar ve hemen o ortamdan uzaklaşmak ister.

Temel Davranış Refleksi hangi yaşta ve nasıl kazandırılmalıdır?

Temel Davranış Refleksi çocuklara en kolay 4-7 yaş arasında kazandırılır. İşte bu konuda izlenecek yol ve yöntemler:

  • “Bedenim bana aittir” bilinci: Daha bebekliğinden itibaren kendini rahatlıkla yetişkinlerin eline bırakan bebeğin ilerleyen yıllarda bedeninin farkına varması ve çevresindeki yetişkinlerden ayrı bir birey olduğunu hissetmesi gerekir. Bedeninin kendisine ait olduğu hissini kazanamamış ve vücudu üzerinde başkalarının bir şeyler yapabileceğini düşünen çocuk, rahatlıkla taciz tuzağına düşer. Anne-babalar çocukları 4 yaşına yaklaşmaya başladığı andan itibaren vücudunun kendisine ait olduğu bilincini vermelidir. Bu bilincin oluşturulmasındaki en temel faktör ebeveynlere düşer. Çocuklarının bedenleri üzerinde yapacakları tasarruflarda muhakkak onların onayını almaları gerekir. Örneğin terlemiş çocuğun atleti izin alınmadan aniden çıkartılmamalı, altını ıslatmış çocuğun pantolonu kızgınlıkla ve öfkeyle değil, çocuktan izin alınarak çıkartılmalıdır. Çocuk zamanla kendisinden izin alınmadan bedenine yapılacak müdahaleleri hisseder ve rahatsız olur zaten.
  • “İzin verirsem dokunabilirsin” bilinci: Bu bilincin oluşturulması için anne-baba, çocuğunun vücudunu hoyratça kullanmaktan kaçınmalıdır. Ebeveynlerin çocuklarını öperken “Seni öpebilir miyim?” diye izin istemeleri bu bilincin oluşmasında etkilidir. Çocuğun güçsüz bedeninin herkes tarafından izinsiz kullanılması, çocukların kendi bedenlerini koruma refleksini kırar.
  • “Dokunulması yasak olan yerlerim” refleksi: Çocuklar 4 yaşından itibaren vücutlarının belli bölgelerine dokunulmasından rahatsızlık duymaya başlamalıdır. Özellikle genital bölgelere dokunulması çocukta ani tepkiye neden olmalıdır. Bu bilincin kazandırılması için dört yaşından itibaren çocukların genital bölgelerine temas azaltılmalıdır. Eş, dost ve akrabalar tarafından, cinsel organlarına dokunularak, öpülerek, vurularak sevilmemelidir çocuklar.
  • “Fiziksel baskıya direnme” refleksi: Küçük yaştaki çocuklar kendi güçsüzlüklerini ve çaresizliklerini büyüklerin gücünü keşfettikçe anlar. Anne-baba ve akrabalar, sevgi gösterileri yaparken çocuklara kendi güçsüzlüklerini hissettirecek kadar büyük ve orantısız güç kullanmaktan kaçınmalıdır. Ebeveynler oğluna-kızına kendine güç uygulandığında karşılık vermesi gerektiğini öğretmelidir. Bunun için çocuğun istemediği bazı durumlarda verdiği tepki zor kullanarak kırılmamalı, çocuğun direncinin işe yaradığı bizzat yaşayarak gösterilmelidir.
  • “Vücudum görünmemeli” hissi: Çocuklar yürümeye başladığı andan itibaren çırılçıplak şekilde ortada bırakılmamalıdır. Çocuk, hatırlayabildiği en küçük yaşlardan itibaren kendisini, genital bölgelerini giyinik olarak anımsamalıdır. Özellikle dört yaşından itibaren çocuklar çırılçıplak ev içinde veya dışında bulunmamalı, giysilerini kendisinin giyip çıkartmasına izin verilmelidir. Bedenini başkalarının yanında çıplak görmeye alışmamış çocuk, elbisesinin birileri tarafından çıkarılmasından ciddi rahatsızlık duyacaktır.
  • “Banyoda çıplak olunmaması” bilinci: Çocuğun temel davranış refleksi kazanması için dört yaşından itibaren anne-babasıyla birlikte tamamen çıplak şekilde banyoda bulunmaması gerekir. Ayrıca çocuk banyo yaparken üzerinde külotu da olmalıdır ki çocuk genital bölgelerinin görülmemesi gerektiğini pratikte yaşayarak öğrensin.
  • “Tuvalette benden başkası olmamalı” bilinci: Bazı ebeveynler çeşitli nedenlerle ya çocuklarıyla birlikte tuvalete girer ya da tuvaletin kapısını aralık bırakır. Bu davranış çocuğun temel davranış refleksi kazanmasını engeller. Her ne sebeple olursa olsun dört yaşına gelen bir çocuk, tuvaletin “özel” bir mekân olduğunu öğrenmeli, tuvalet ihtiyacını gideren birinin başkaları tarafından görülmesinin uygun olmayacağını bilmelidir. Çocuk genital bölgelerinin görülmesinden rahatsızlık duymamaya, kendisini tuvalette iken gören birine tepki vermemeye alışmamalıdır.
  • “Soyunma ve giyinmede yalnızlık” ilkesi: Çocuğun dört yaşından itibaren genital bölgelerinin başkaları tarafından görülmesinden adım adım uzaklaşması gerekir. Bu bağlamda çocukların elbiseleri herkesin içinde değiştirilmemelidir. Çocuklar mümkünse elbiselerini kendileri ve kimsenin görmediği ortamda giyip çıkarmalıdır. Eğer çocuk kendi ihtiyacını karşılayamıyorsa annesiyle ayrı bir odaya giderek elbiseleri değiştirilmelidir.
  • “İzin verirsem kabul edilirsin” ilkesi: Anne için çocuk ne kadar büyürse büyüsün çocuktur. O yüzden anne, çocuğunun odasına girerken izin alınması gerektiğini düşünmez. Ancak çocuk dört yaşına geldiğinde “İzin verirsem kabul edilirsin.” ilkesi hayata geçirilmelidir. Anne-baba, çocuğun odasına girerken izin istemeli, her şeye rağmen onun çıplak vücuduyla karşılaştığında özür dileyip kapıyı kapatmalıdır. Bu davranış kalıbı hem çocuğun kişiliğine saygı duyulduğunu hem de çocuğun rahatsızlık duyduğunda itiraz edebilme becerisi kazanması açısından önemlidir.

 

Pedagog Adem Güneş (Bu yazı, yazarın “MAHREMİYET EĞİTİMİ” adlı kitabından alınmıştır.)