Shutterstock_1960310200-060920231223.png

İlkokula Başlayan Bir Çocuğa Yaklaşımımız Nasıl Olmalıdır?

  • 04.09.2023
  • 4 dakika
  • 267 Okunma
  • 0 Yorum
  • 5 Puan

İlkokula yeni başlayan bir çocuğu değerlendirmek için öncelikle onun içinde bulunduğu gelişim döneminin özelliklerini bilmek gerekmektedir.7-11 yaş aralığında bulunan çocuğun mantık yeteneklerini somut nesne ve yaşantılar üzerinde uygulayabildiği bu dönem “somut işlemler” dönemi olarak adlandırılır. Peki somut işlemler dönemi hangi özellikleri kapsar?

 

İlkokula Başlayan Bir Çocuğa Yaklaşımımız Nasıl Olmalıdır?

İlkokula yeni başlayan bir çocuğu değerlendirmek için öncelikle onun içinde bulunduğu gelişim döneminin özelliklerini bilmek gerekmektedir. Bu bağlamda ilkokul birinci sınıfa başlayan bir çocuk gelişim dönemindeki hangi evrededir ve bu evrenin özellikleri nelerdir?

7-11 yaş aralığında bulunan çocuğun mantık yeteneklerini somut nesne ve yaşantılar üzerinde uygulayabildiği bu dönem “somut işlemler” dönemi olarak adlandırılır. Peki somut işlemler dönemi hangi özellikleri kapsar?

 

  • Çocuk sadece gerçek dünyada karşılığı olan öğelerle anlatılan şeyleri kavrayabilir. 

Örneğin matematikte toplama işlemini anlatırken elindeki 2 elmaya 2 elma daha eklersek kaç elma olur, şeklinde sorularla çocuk soyut olan kavramları daha rahat anlamlandırabilir.

  • Mecaz ve soyut anlamlar içeren sözleri anlamakta zorlanma.

Örneğin çocuğa “gözden düşme” deyimini kullandığınız zaman bunu gerçekten bir şeyin gözünden düşmesi ya da kayıp yere düşmesi şeklinde anlayacaktır.

  • Öğrenmeye, gelişmeye hazır olma.

Artık bu yaştaki çocuğun “üretkenlik çağı” başlamıştır.

  • Başarılı olunan deneyimlerin yeterlilik hissi verirken başarısızlıkların ise aşağılık duygusu ve yetersizlik hissi vermesi.

Örneğin burada öğrenci verilen ilk grup sesleri öğrendiğinde artık kendisi için her şeyin oldukça kolay olduğunu ve her şeyi bildiğini düşünürken, matematikte var olan bir kazanımda zorlandığında duygularında büyük miktarda negatif duygulanımlar olabilir.

  • Nesneler arasındaki bağlantılarda farkındalığın artması.

Gökyüzünde siyah bulutların ortaya çıkmasıyla yağmurun yağması

Somut işlemler dönemindeki öğrenciye öğretmen yaklaşımı nasıl olmalıdır?

Öncelikle eğitim; bireyin kişiliğinin gelişmesine destek olan, onu gerçek yaşama hazırlayan, gerekli bilgi, beceri ve davranışları kazandırmaya destek olan bir süreçtir.

  • Bu süreçte öğretmenin temel amacı öğrencinin kendisiyle ilgili olumlu benlik algısını güçlendirmek için onun yapamadıklarına değil yapabildiklerine yoğunlaşmaktır. Çocuğun neleri bilmediğinden ziyade neleri ne kadar yapabildiğini ortaya koymaktır. Çünkü çocukların neyi bildiğini bilmek onlara yeni bir şey öğretirken dikkatlerinin çekilmesi adına en önemli unsurdur.
  • Eğitimci çocuğun merak ettiği konuları da bildikleri kadar önemsemeli ve dikkate almalıdır. Bu husus çocuğun ilgi alanları ve yeteneği açısından hem eğitimciye hem de aileye yardımcı bilgilerdir.
  • Çocuğa bilgi aktarılırken ezberci bir zihniyetten ziyade onun neyi neden yaptığının farkına varmasını sağlamak bir eğitimcinin en önemli görevlerinden biridir. Bunun için örneğin matematikte bir kazanım olan toplama işlemini anlatırken gündelik hayattan yola çıkılarak markete gittiğinde bu işlemin nasıl işine yarayacağı ile başlanabilir.
  • Aynı yaş grubuna ait çocuklar olsalar da aralarında farklılıkların olabileceği göz önünde bulundurularak öğrenciye yaklaşılmalıdır.
  • Sesleri çıkarma, okuma, yazma, temel matematik becerileri vb. yanında eğitim ortamındaki her deneyimin çocuk hakkında bir veri oluşturduğu unutulmamalıdır.
  • Uzun süren sesleri çıkarmada oluşan ve geçmeyen zorluklarda öğrencide herhangi bir dil-dudak, damak bozukluğunun olup olmadığının bilinmesi ya da aileden gerekli bilgilerin alınması gerekir.
  • Öğretmen çocuğun bu öğrenme sürecindeki duygu ve düşünceleri ile ilgili çocukla konuşmalı, bunları ikinci plana atmamalıdır.
  • Öğrencinin genel gidişatıyla ilgili veli bilgilendirmesinde sürekli olumsuz durumlardan bahsedilmemeli ilk olarak öğrencinin başarılı ve güçlü olduğu yönlerine yönelik bilgi aktarımı yapılmalıdır. Sürekli yapılan olumsuz geri dönüşler velinin hem kendi çoğunu baskılamasına hem de öğrencinin öğretmenine karşı güvenini zedeleyebilecektir.

Peki ebeveynler bu süreçte nelere dikkat etmelidir?

  • Sesleri çıkarma, birleştirme daha ilerleyen süreçte okuma ve dikte çalışmalarında sabırsız ve baskıcı bir davranıştan uzak durulmalıdır.
  • İlkokula yeni başlayan bir öğrencinin dikkat süresi göz önünde tutularak (6-7 dakika) yapılacak ders aktivitelerini planlanmalıdır.
  • Yazı yazmak için gerekli olan ince kas becerisini öğrenci her ne kadar anaokulunda kazanmış olsa da hala bir yetişkin kadar güçlü kas becerisinin olmadığı unutulmadan hareket edilmelidir. Çocuk yorulduğunda süre de dikkate alınarak kısa aralar verilmelidir.
  • Çocuğu yaşıtlarıyla (sınıf arkadaşları, komşu çocuğu, kuzen vb.) kıyaslamamalı ve bunu hissettirecek davranışlardan kaçınılmalıdır.
  • Çocuğun yanında onun eğitim-öğretim sürecindeki olumlu benlik algısını zedeleyecek yorumlardan uzak durulmalıdır.
  • Çocukla bir arada geçirilen tüm zamanlarda okuldaki eğitim sürecinin devamının sağlanmaya çalışılmamalı aile içi etkinlikler, sohbet etme gibi çocukla ihtiyacı olan paylaşımlarda bulunulmalıdır. (Ev ödevi biten çocuğa vakit var diye daha fazla okuma ya da dikte yapılmaması)
  • Bu yaş grubu çocuğun hala oyun oynamaya ihtiyaç duyduğu ve oyun oynarken de öğrenmeye devam ettiği unutulmadan hareket edilmeli, aile içi verimli zaman geçirme olgusu unutulmamalıdır.
  • Çocuğa okuma alışkanlığı kazandırmak içim ilk önce ebeveyn olarak ona rol model olduğumuzu unutmadan davranış oluşturmamız gerektiğini göz ardı etmemeliyiz.

Bilinmelidir ki eksik, yanlış, dağınık veya düzensiz bilgi süreçle birlikte düzeltilebilecek bir durumdur.