Okula Dönüş-070920221039.png

Birinci Sınıfın İlk Günleri İçin 10 Öneri

  • 07.09.2022
  • 3 dakika
  • 46 Okunma
  • 0 Yorum
  • 5 Puan

1.sınıf, ilkokul dönemi içerisinde öğretmeni, öğrenciyi ve veliyi en çok yoran dönemdir; bununla beraber okumaya başlayan öğrenciler bir bir artınca yorgunluktan eser kalmaz. Öğretmene düşen, bu süreci sabırla, azimle ve yorulmadan yönetmektir.

 

Okulların ilk günleri öğrenciler merak, kaygı, heyecan gibi aslında başa çıkılması zor duyguların karmaşası içerisindedir. Hele bir de 1.sınıf öğrencileri ise bu karmaşa daha çok hissedilir olur.

Öğretmen olarak bize düşen görevler,  sorumluluklar var elbette.  Öğrencilerin bu duygu hallerinin normalleşmesi ve bir an önce okula, derslere adapte olmaları için neler yapabiliriz birlikte bakalım:

1.Öncelikle 1. Sınıf öğretmeni olduğunuz size söylendiği andan itibaren bir önceki yıl 1.sınıf okutan öğretmen arkadaşlarınızın tecrübelerinden mutlaka faydalanın ve eğitim öğretim faaliyetleri için değişiklikleri ve mevcut programı gözden geçirin.

2.Öğrenciler okulu, sınıfını, öğretmenini merak eder. Güzel ve özenle süslenmiş bir sınıf, öğrencileri mutlu edecektir. Sınıf kapısının “ Hoş geldiniz”  yazılarıyla süslenmesi, tahtanın, panoların süslenmesi, hatta her sıranın süslenmesi çok güzel bir ortam oluşturacaktır. Süslemelerde balonları kullanmanızı tavsiye ederim mümkünse herkese birer tane.

3. Dış görünüşümüze oldukça dikkat etmeliyiz.

Saçlarımız, kıyafetimiz hatta aksesuarlarımız bile bugüne özen gösterdiğimizin bir kanıtı olmalı. Çünkü bizim için olduğu kadar, birçok öğrenci ve veli için de özel bir gün. İlk görünüşün insanlar üzerindeki etkisi tartışmasız bir gerçektir. Öğrencilerimizin bizi tepeden tırnağa inceleyeceğini unutmayalım.  Onlara örnek olmaya başladığımız ilk gün, bugün olacak. Siz onların öğretmenliğini bıraksanız da hayat boyunca kalıcı örneklerle onların yanlarında olacağınızı hiç ama hiç unutmayın.

4.Yüzümüzde kocaman bir tebessümle karşılamalıyız öğrencilerimizi. Bu tebessüm onlarla olduğumuz son ana kadar hiç eksilmemeli yüzümüzden. Moralimiz bozuk olsa da hasta olsak da mümkün mertebe hep mütebessim bir ifadeyle muhatap olmalıyız onlarla. Çocuk dünyası neşelidir ve neşeli insanları sever.

5.Sınıfa nasıl gireceğimizden tutun da nasıl ve nerede duracağımıza kadar, ses tonumuzun vurgularına kadar daha öncesinde bir planlama yapıp uygulamaya geçirmeliyiz. Dediğimiz gibi neşeyle sınıfa girmek,herkesin sizi net göreceği bir yerde durup yumuşak bir ses tonu kullanmak önemlidir. Öğrenci ve veliler için o günün önemli kişisi sizsiniz unutmayın. Sizi gördükleri ilk dakikalarda hakkınızda pek çok duyguyu beslemeye başlamış olacakları muhakkak.

6.1.sınıfta en önemli hususlardan biri de tanışmadır. Önce siz kendinizi kısaca tanıtın. Daha sonra pek çok tanışma oyunlarından şartlarınıza uygun olanı seçerek öğrencilerin de kendini tanıtmasına izin verin ve kendini tanıtan öğrencinize isim, soy isim ve sınıfının yazılı olduğu yaka kartını alkışlarla takın. Yaka kartları çok önemlidir. Hem sizin öğrencilerinizi tanımanız açısından hem de okulda 1. Sınıf öğrencisi olduğunun bilinmesi ve yardıma ihtiyaç duyduğunda kolayca sınıfa getirilmesi açısından.

7.1.Sınıflar uyum haftası için önceden okula geldikleri için okul boş olacaktır bu da okulun ayrıntılı gezdirilmesine kolaylık sağlayacaktır. Okulu, bahçeyi gezin;  bahçede oyun oynayabilirsiniz. Bu gezinti sırasında da buraları nasıl kullanmaları gerektiği konusunda kuralları da ifade edebilirsiniz.

8.İlk günden bilinen çocuk şarkılarını birlikte söylemek şarkılara ritim tutmak onları neşelendirecektir.

9.Okuldan ayrılacakları zaman onları küçük birer ödülle uğurlamak çok güzel olacaktır. Bir kalem, bir balon, belki küçük bir çikolata... o günün tatlı tamamlayıcısı olacaktır.

10.Uyum haftasının her günü için eğlenceli ve neşeli etkinlikler planlamak çok önemlidir. Etkinlikler sırasında okulumuzun bu en yeni üyelerine son derece hoşgörülü davranmayı ihmal etmemeliyiz.

1.sınıf, ilkokul dönemi içerisinde öğretmeni, öğrenciyi ve veliyi en çok yoran dönemdir; bununla beraber okumaya başlayan öğrenciler bir bir artınca yorgunluktan eser kalmaz. Öğretmene düşen, bu süreci sabırla, azimle ve yorulmadan yönetmektir.