shutterstock_1923482060-230320221100.png

Şiddet Uygulayan ve Saldırgan Davranışlar Gösteren Öğrencim İçin Ne Yapabilirim?

  • 23.03.2022
  • 4 dakika
  • 81 Okunma
  • 0 Yorum
  • 5 Puan

Saldırganlık, anne babanın fazla otoriter tutumuna ya da sevgi yetersizliğine karşı bir tepki olarak ortaya çıkabilir. Çocuğa uygulanan baskı ve kısıtlamalar ne denli büyük olursa, çocuğun tepkisi ve saldırganlığı da o denli fazla olur. Dayağa en çok başvuran ailelerin çocukları, genelde en saldırgan çocuklardır. Onlar da tepkilerini başkalarına yöneltir, kardeş ve arkadaşlarına saldırır.

Şiddet Uygulayan ve Saldırgan Davranışlar Gösteren Öğrencim İçin Ne Yapabilirim?

Saldırganlık, “başkalarını incitmeyi amaçlayan her türlü davranış” olarak tanımlanabilir. Aslında saldırganlık dürtüsü, bütün yaşayan organizmalarda var olan temel bir eğilimdir. Organizmanın kendini koruma içgüdüsünün doğal bir sonucudur ve normal ölçüler içerisinde kalıp, yapıcı yönlere, olumlu etkinliklere yönlendirildiği takdirde yararlıdır. Ancak aşırı bir hal alıp, bireyin kişiliğinin önemli bir bölümü haline gelirse, hem birey için hem de çevresindeki kişiler için çeşitli zararlara neden olur.

Şiddet, saldırganlıktan daha geniş bir anlama sahip olup, güç ve baskı uygulayarak kişi ya da kişileri iradelerinin dışında birtakım davranışlarda bulunmaya zorlamaktır. Saldırı da şiddet uygulama eylemlerinden biridir. Kaba kuvvet kullanarak ya da sözlü olarak, bedensel ve psikolojik acı çektirme şeklinde şiddet uygulanabilmektedir.

Şiddetin; biyolojik, sosyo-psikolojik, kültürel, ekonomik, siyasi, hatta dini boyutu olduğu söylenebilir.

Çocukta ilk saldırgan faaliyetler henüz bebeklik çağında başlar. Zamanla daha belirgin bir hale gelir. Çocuğun saldırgan davranışlarının altında genelde önüne konan bir engeli aşmak ve serbest hareket edebilmek güdüsü bulunmaktadır.

Çocuklardaki aşırı saldırgan davranışların ise çok çeşitli nedenleri olabilir. Belli başlı nedenler olarak şunlar belirtilebilir:

Saldırganlık, anne babanın fazla otoriter tutumuna ya da sevgi yetersizliğine karşı bir tepki olarak ortaya çıkabilir. Çocuğa uygulanan baskı ve kısıtlamalar ne denli büyük olursa, çocuğun tepkisi ve saldırganlığı da o denli fazla olur. Dayağa en çok başvuran ailelerin çocukları, genelde en saldırgan çocuklardır. Onlar da tepkilerini başkalarına yöneltir, kardeş ve arkadaşlarına saldırır.

✓ Disiplinsiz ve başıboş yetişmiş çocuklar da saldırgan olabilir. Böyle çocuklar neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenmeden büyüdüklerinden, çevrelerindeki kişilerin haklarına riayet etmezler. Oyuncaklarını parçalar, komşunun camını kırar, arkadaşlarının eşyasına zarar verirler.

✓ Bazı çocuklar gelişip büyüdüklerini göstermek ve dikkat çekmek için saldırgan davranışlara yönelebilirler.

✓ Anne-baba arasındaki geçimsizlik ve birbirlerine gösterdikleri saldırgan davranışlar, çocukta güvensizlik duygusunun oluşmasına ve onun da başkalarına saldırmasına neden olabilir.

✓ Küçük çocukların şiddet ve vahşet sahneleri sergileyen macera ve polisiye filmlerini seyretmeleri de onları saldırgan davranışlara yöneltebilir. Bu filmleri seyrederek kendisini kahramanın yerine koyup, küçüklere ve hayvanlara saldıran çocuklar az değildir.

✓ Çocuğun beyin özürlü olması, doğum sırasında beyninin hasar görmüş olması ya da organik bir rahatsızlığının bulunması, saldırgan özelliklere yol açabilir.

Saldırgan çocuklar genel olarak çevreleriyle uyumlu ilişkiler kuramayan problemli çocuklardır. Aşırı gergindirler, geçimsizdirler, kavgacıdırlar. Evde, sokakta ve okulda durmadan sorun yaratırlar. Aşırı tepkilerde bulunurlar. Çevrelerinde sevilmediklerine, saygınlıklarının az olduğuna dair bir inançları vardır. Kabadayılık gösterileriyle üstünlük kurmaya, saygınlık kazanmaya çalışırlar. Saldırarak, vurarak, kırarak üstün olduklarını göstermek isterler.

Saldırgan çocuklar olumsuz davranışlar sergilemeye daha uygun bir özellik gösterirler ve genelde suça eğilimlidirler. Sağlıksız aile ortamına diğer olumsuz çevre faktörleri de eklenirse, bu çocukların suç işleme ihtimali artar. Çünkü bu çocukların üst benliği, yeterli kontrol ve dizginleme görevini yerine getiremez. Bu çocuklar toplumsal kuralları benimseyemez ve kurallara uyma yerine kendi isteklerini zorla kabul ettirmeye çalışırlar. Davranışlarına sınır koymayı düşünmez, başkalarının kendilerine uymasını beklerler.

İnsanın yapısında var olan saldırganlık tamamen yok olmaz, tümüyle bastırılamaz ama yumuşatılabilir ve iyi yönde kullanmaya yönlendirilebilir. Bu işe çok küçük yaşta başlamak ve saldırganlık henüz alışkanlık haline gelmeden birtakım önlemler almak gerekir.

Saldırganlığı şu yollara başvurarak önlemek ve düzeltmek mümkündür:

📌 Anne, baba, öğretmen ve diğer yetişkinler saldırgan davranışlarda bulunarak çocuğa kötü örnek olmamalıdır, çocukla ve başkalarıyla ilişkilerinde saldırgan tutum ve davranışlardan sakınmalıdır.

📌Çocuğun saldırgan davranışlarına aldırmazlık etmemeli, tolerans gösterilmemelidir. Özellikle saldırgan olduğu zaman isteği yerine getirilmemelidir. Aksi halde saldırganlığı, isteklerinin yerine getirilmesinde bir koz olarak kullanmaya başlar.

📌Saldırganca davranışların kendisine vereceği zararlar çocuğa anlatılmalı, böyle davranmakla neleri kaybedeceği açıklanmalıdır. Bunun yanında doğru davranışların neler olduğu ve nasıl davranması gerektiği de çocuğa öğretilmelidir. Saldırgan davranışın karşılığında çocuğa maddi bir ceza verilmemeli, özellikle dayak atılmamalıdır. Çünkü dayak vb. ile zor kullanarak, saldırganlık o an için engellenmiş olmakta, fakat çocukta düşmanlık duygusunu güçlendirerek başka bir zamanda saldırganlığın daha güçlü bir şekilde ortaya çıkmasına zemin hazırlanmaktadır. Ayrıca dayağı ya da benzer maddi cezaları çocuk bir saldırganlık belirtisi olarak algılar ve güçlü durumlarda kendisi de bu tür davranışları uygulama eğilimi gösterir.

📌Çocuğun saldırgan davranışları karşısında anne baba duygusal tepkiler göstermemeli, sükûneti tercih etmelidir. Sakinleştirdikten sonra davranışının uygun olmadığını beraberce konuşarak çocuğa anlatmalı ve kabul ettirmelidir.

📌Çocuğun makul istekleri ve ihtiyaçları anlayışla karşılanmalı ve yerine getirilmelidir. Onun haklarına saygılı olunmalıdır. Ancak böylelikle çocuğun da başkalarının haklarına saygılı olması beklenebilir.

📌Çocuğa, saldırgan eğilimlerini doyuracak ve biriken enerjisini uygun ve zararsız bir şekilde harcayacak yollar gösterilmeli, imkânlar sağlanmalıdır. Örneğin çocuk beden gücünü kavgada değil, çeşitli spor dallarında kullanmalı, oyunlar oynayabilmelidir. Okullarda çeşitli kol faaliyetlerinde ve kulüplerde etkin görevler verilmeli ve böylece kendini ispat etme, saygınlık kazanma ve doyuma ulaşma yolu açılmalıdır.

Prof. Dr. Hüseyin Peker ( Bu yazı yazarın “Zor Çocuk Yoktur” adlı kitabından alınmıştır.)